İnsülin Direnci Nedir?
İnsülin direnci, hedef dokuların (kas,
karaciğer ve yağ dokusu) insüline olan
cevabının azalmasıdır. İnsülin direncinin,
tip 2 diyabetin gelişmesinin altında yatan
primer defektlerden biri olduğu
düşünülmektedir. Tip 2 diyabet hastalarının
yaklaşık %85'inde insülin direnci vardır.
İnsülin direncinin genetik komponentlere
bağlı olduğu düiünülmektedir. Ancak obezite,
yaşlanma ve sedanter yaşam biçimi gibi
edinilen faktörlerin, insülin direncinin
gelişimine ve sonuçta tip 2 diyabete katkıda
bulunduğuna inanılmaktadır.
İnsülin direnci, kas ve yağ dokusuna glukoz
alımını bozar ve karaciğerin glukoz
üretimini arttırır.
İnsülin Direncinin
Sonuçları
- Karaciğer, kas ve yağ
dokusuna glukoz alımı azalır.
- Karaciğer tarafından glukoz üretimi
artar.
- Bunun sonucunda kan şekeri yükselir (hiperglisemi
oluşur).
İnsülin direnci, insüline bağımlı glukoz
alımında ve kullanımındaki bozukluk,
glukozun kas ve karaciğerde glikojen
şeklinde insülin-bağımlı depolanmasında
azalma olarak kendini göstermektedir.
İnsülin direncine reseptör düzeyinde
defektler neden olmaktadır. Post-reseptör
insülin direnci, anormal sinyal
transdüksiyonu ile ilişkilidir. Reseptör
düzeyinde insülin direncine, azalmış
reseptör sayısı ya da insülinin
bağlanmasındaki azalma neden olmaktadır. Pre-reseptör
insülin direnci, tipik olarak anormal
insülin ya da anti-insülin antikorlarının
sonucudur. Böylece insülin, insülin
reseptörlerine bağlanamaz ve insülin yanıt
dizisi başlamaz.
İnsülin Direnç Sendromu
Nedir?
Diyabetik olmayan bireylerde, insülin
direncinin, ileride gelişebilecek tip 2
diyabetin önceden tahmin edilebilmesinde
önemli bir rolü vardır. Buna ek olarak
insülin direnci, artan kardiyovasküler
risklere işaret olarak kabul edilen,
metabolik bozukluklarla birliktelik
göstermektedir.
"İnsülin Direnç Sendromu" veya "Sendrom X"
olarak bilinen bu durum, hiperinsülinemi,
hiperglisemi, hipertansiyon ve dislipidemiyi
(düşük HDL düzeyleri, artmış serbest yağ
asidi düzeyleri ve hipertrigliseridemi)
içermektedir.
İnsülin direnci sendromuyla birlikte olan bu
metabolik bozuklukların ve hipertansiyon ile
dislipidemi gibi makrovasküler
durumların,aynı zamanda tip 2 diyabetli
hastalarda kardiyovasküler komplikasyonlar
için bağımsız risk faktörleri olduğu
gösterilmiştir. |