|
|
|
 |
Antioksidan, retinol, alfa-hidroksi asit (AHA),
peptid ve kolajen... Yaşlanan cildin tedavisinde,
yüzeysel temizliğin sağlanmasından sonra cildi
rahatlatan, yenileyen ve gerginliğinin artmasını
sağlayan birçok içerik bulunuyor. Şimdi, ilaçla
kozmetik ürün arasında yer alan ve en son teknolojik
yeniliklerin denendiği \"kozmesötikler\" dikkat
çekiyor. Hücre yenileyici, dolaşımı artırıcı,
antioksidan ve güneşten koruyucu özelliğe sahipler.
Bu grup içinde şu an bir de peptid devrimi
yaşanıyor. Yeni kozmetik ürünlerle ilgili
sorularımızı dermatoloji uzmanı Erkan Koyuncu’ya
sorduk.
- \"Anti-aging\" konusunda kadınların dikkat etmesi
gereken öncelikli olarak neler?
Sağlıklı yaşlanma konusunda dikkat edilmesi gereken
konuların başında, güneşten korunmak ve sağlıklı
yaşam standartlarını belirlemek geliyor. Ayrıca
sigara kullanımı, sağlıklı beslenme, yeterli su
tüketimi ve stresle baş etme yöntemleri de yer
alıyor. Yaşlanan ciltte ince çizgiler, kırışıklar,
yaşlılık lekeleri, cilt yüzeyi ve sıkılığında
azalma, kuruluk ve yüzeysel kılcal damarlar
gözlenebiliyor. Yaşlı cildin temel özelliği, cilt
altı tabakasının ince olması. Öncelikle dermiste
bulunan kolajen, elastin ve glukozaminoglikan gibi
destek dokuların kaybı, cildin yaşlanmasında
belirgin rol oynuyor.
- Cilt yaşlanmasının temel sebebi nedir?
Cilt yaşlanması aslında karışık biyolojik bir
hadise. Yaşla birlikte insan vücudunda birçok
fonksiyonda azalma gözlenmeye başlanıyor. Cilt altı
tabakasının ince olması ve öncelikle dermiste
bulunan kolajen, elastin ve glukozaminoglikan gibi
destek dokuların kaybı, cildin yaşlanmasınen önemli
nedenleri. Dermal tabakayı oluşturan destek dokular,
yaşlanmayı önlemeye yönelik çeşitli uygulamaların
öncü hedefi oluyor. Cildin soluk, cansız, kaba
görünümünün sebebi, cildin en üst tabakası olan
epidermisin durumundaki koruyucu özelliklerin ve yağ
salgısının bozulmasıdır. Yaşlanan ciltte ince
çizgiler, kırışıklar, yaşlılık lekeleri, cilt
sıkılığında azalma, kuruluk ve yüzeysel kılcal
damarlar gözleniyor. Yaşlanmış derideki problemler,
kronolojik yaşlanmadan ziyade güneşe maruz kalma
(foto-yaşlanma) sonucu ortaya çıkıyor. Zararlı güneş
ışınlarına maruz kalmak, ozon, stres, sigara içmek,
mimiklerin fazla kullanılması, yatış pozisyonu,
yerçekimi ve serbest radikaller aracılığı ile ciltte
hasarlar oluşuyor. Yaşa bağlı yaşlanmayı
yavaşlatamayacağımıza göre, kişinin kendini erken
yaşlanmayı sağlayan bu faktörlerden koruması en
mantıklısı.
- \"Anti-aging\" ürünleri arasından seçim yaparken,
nelere önem vermeli?
Öncelikle cilt tipine uygun ürünleri seçmek
gerekiyor. Uygun temizleyici ve nemlendiricilerin
yanında, UV ışınlarının verdiği hasarı önlemek için
güneşten koruyucuların, foto-yaşlanma ve hasarı için
de tedavi edici ürünlerin kullanılması öneriliyor.
Aktif içerikli ürünler artık basit nemlendiricilerin
önüne geçmeye başladı. Aktif içerikler (kolajen,
peptidler, AHA, retinoidler, vitaminler,
antioksidanlar vb.) cildi dış hasarlardan korurken,
aynı zamanda destekliyor, besliyor ve yüzeysel
tabakanın soyulmasına yardımcı oluyor. Topikal
kozmetik ürünlerin çoğunun hedefi epidermis olsa da
bu ürünler dermise kadar ulaşmıyor. Oysa yeni
geliştirilen patentli uygun taşıyıcı sistem veya
geçişi artıran yardımcı maddelerle aktif içerikler
ve kolajen, dermise ulaşabiliyor.
En etkili anti-aging içerikleri
Kozmetik şirketleri yaşlanmanın etkilerini terse
çevirebilen, hatta estetik cerrahi girişimlere
benzer etkiler yaratabilen, klinik çalışmalarla
desteklenen cilt ürünleri yaratmaya çaba gösteriyor.
Artık yaşanmakta olan peptid devriminin yanında
patentli taşıyıcı sistem veya geçişi artıran
yardımcı maddelerle amino asit ve kolajenin cilt
altına emilimini kolaylaştıracak ve artıracak yeni
ürünler öne çıkıyor. Kolajenin topikal uygulanması
sonucu cildin nem içeriğinde, esnekliğinde artışla
birlikte, pürüzsüz ve yumuşak bir cilt yapısına
ulaşılabiliyor.
Hangi yaşta ne tarz ürünler kullanmalı...
20’li yaşlarda cilt için yapılabilecek en önemli
şey, mutlaka geniş spektrumlu (UVA ve UVB) güneşten
koruyucu kullanmak olmalı.
Kronolojik yaşlanma sırasında derinin yağ
bezelerinin işlevlerini tam olarak yerine
getirmemesi nedeniyle, 30’lu yaşlarda cilt daha az
yağlı ve kurumaya eğilimli olur.
40’lı yaşlarda, cildin alt tabakalarındaki yapılarda
incelme sonucu gençlikte görülen canlı, dolgun,
yumuşak cilt kaybolur. Cilt altı yağ dokusunun da
azalmasıyla, cilt daha kırılgan ve darbelere hassas
bir hal alır. İnce çizgi ve kırışıklıkları dert
ediyorsanız, bu dönem kolajen ve peptid içerikli
ürünleri kullanmak için uygun bir zamandır.
50’li yaşlara gelindiğinde cilt canlılığını
kaybetmeye başlar. Dermis tabakasındaki fibroblast
isimli hücreler, kolajen ve elastin ile cilt
dolgunluğunu sağlar fakat zaman içinde
fonksiyonlarını kaybetmeye başlar ve cilt
sıkılığında azalma gözlenir. Bu dönemde de cilt altı
dokusunu canlandıracak ve destekleyecek kolajen ve
peptid içeren ürünler kullanmak gerekir.
60’lı yaşlarda ise birçok kırışıklık yanında
yıpranmış, esnekliğini kaybetmiş bir ciltle
karşılaşırız. Kişinin cilt durumuna göre medikal,
girişimsel ya da cerrahi işlem gerekip gerekmediği,
doktoruyla yapacağı analizle belirlenebilir. |
|