|
|

Dördüncü Dünya Kadın Konferansı'nın ardından
hükumetlerin söz verdikleri konularda neler
yaptıklarını değerlendirmek ve ileriye yönelik
stratejiler geliştirmek amacıyla Birleşmiş Milletler
5-9 Haziran 2000'de Pekin+5 toplantısının
gerçekleştirilmesi planladı. Hem tüm ülkelerdeki
sivil toplum örgütleri, hem de hükumetlerin ayrı
ayrı hazırlandıkları toplantı'dan önce ön
toplantılar gerçekleştirildi. Öncelikle dünyanın
farklı yerlerinde Bölgesel Toplantılar yapıldı. Bu
toplantıların sonuçları temel alınarak Birleşmiş
Milletler Kadının İlerlemesi Dairesi (UN Division
for the Advancement of Women) taslak bir metin
hazırladı. Daha sonra Mart 2000'de Hükumet
delegasyonlarının bir araya gelerek taslak metin
özerinde çalışmaları ve eklenecek/çıkartılacak
maddelerin tartışılması söz konusu oldu. Kadının
İnsan Hakları -Yeni Çözümler Koordinatörü bu iki
toplantıya da katılarak metnin şekillenmesinde etkin
oldu.
Mart 2000'de bu iki ön toplantı bittikten sonra,
Kadının İnsan Hakları -Yeni Çözümler, Eşitlik İzleme
Platformu'na çağrıda bulunmuş (Anakültür, İstanbul
Barosu Kadın Hakları Uygulama Merkezi, KA-DER,
Kadının İnsan Hakları -Yeni Çözümler, Mor Çatı,
Soroptimistler), ve birlikte çok yoğun bir şekilde
Haziran toplantısına hazırlanmaya başlanmıştır. Bu
hazırlık dahilinde,
- STK temsilcilerinin de hükumet delegasyonunda
yer almaları;
- Hükumet delegasyonunda yer alacak STK
temsilcilerinin alanlarında uzman, ve diğer STKlar
tarafından seçilmeleri;
- Toplantı esnasında hükumet delegasyonu, STK
temsilcileri ve Bakan Hasan Gemici ile her gün
toplantı yapılarak günün değerlendirilmesinin
yapılması ve karşılıklı bilgi alışverişinde
bulunulması, en önemli noktalar olarak ele
alınmıştır ve bu konuda Eşitlik İzleme
Platformu'nun tarafından Hasan Gemici'ye bir
mektup yazılmıştır.
Toplantıya Kadının İnsan
Hakları -Yeni Çözümler adına katılan bir
arkadaşımızın Pazartesi: Kadınlara Mahsus Gazete
için hazırladığı yazı: (Temmuz 2000)
5-9 Hazıran 2000 tarihlerinde yapılan "Pekin+5"
toplantısına Kadının İnsan Hakları -Yeni Çözümler
adına katıldım. Kadının İnsan Hakları -Yeni Çözümler
akredite olduğu için Birleşmiş Milletler binasında
gerçekleşen Özel Oturuma katılmam ve hükümet
delegasyonlarının pazarlıklarını izlemem mümkün
oldu. Süreci Türkiye'den giden ekibin (hükümet
delegasyonu ve destek veren sivil toplum
kuruluşları) çalışmaları ve ayrıca Özel Oturum'dan
çıkan sonuçlar açılarından değerlendirmek isterim.
New York'a gitmeden önce Eşitlik İzleme Platformu (Anakültür,
KA-DER, Kadının İnsan Hakları -Yeni Çözümler, Mor
Çatı, Soroptimistler Federasyonu) olarak yapılan
yoğun lobicilik çalışmaları sayesinde hükümet
delegasyonunda, akredite olmuş sivil toplum
kuruluşlarından 4 temsilcinin katılımının sağlanmış
olmasının Türkiye'deki demokratikleşme sürecinde
önemli dönüm noktalarından biri olduğunu ve bunun da
büyük bir başarı olduğunu düşünüyorum. Bu 4
temsilci, akredite olmuş olan diğer kuruluşlar
arasından demokratik yöntemlerle seçilmişti. Buna
bağlı olarak da Özel Oturum süresince resmi
delegasyonda yer almayan sivil toplum kuruluşları
ile hükümet delegasyonu arasında bilgi ve fikir
alış-verişi son derece memnuniyet verici düzeydeydi.
Resmi delegasyonumuz, Özel Oturum süresince devlet-STK
işbirliğini yüksek düzeyde gerçekleştiren kısıtlı
sayıdaki delegasyonlardan biriydi.
Özel Oturumu değerlendirmeye gelince; bilindiği
gibi pazarlık süreci çok yavaş ve zorlu geçti.
Kadınlar açısından ilerici sayılabilecek çoğu madde,
özellikle Vatikan (Holy See) ve bazı İslam
ülkelerinin dayanışma içinde yürüttükleri taktikler
nedeniyle bazen saatlerce tartışıldı, tartışmalar
her zaman da olumlu sonuçlar verecek şekilde
sonuçlanmadı. Bu hizipleşme, özellikle "kürtaj
hakkı" ve "cinsel tercih" tartışılırken iyice
belirginleşti.
Sonuç Belgesi'nde alınan kararların "taahhüt"
şeklinde yer alamaması, tarih belirtilerek bir zaman
çerçevesine oturtulamaması, Pekin Eylem Platformunu
hayata geçirebilmek için gerekli göstergelerin ve
kaynakların belirlenememesi, ve oybirliği
sağlanamayan maddelerin ya çıkarılması ya da Pekin
Eylem Platformu'nda yer aldığı şekilde tekrar
edilmesi sonuç olarak elde edilen belgenin
istenilenden daha zayıf olmasına neden oldu. Ancak
yine de bazı kazanımlardan söz etmek mümkün, ve
bunlardan bahsetmenin de önemli olduğunu
düşünüyorum. Örneğin "namus cinayetleri" ve "zorla
evlendirme" terimleri ilk defa bir Birleşmiş
Milletler belgesinde yer aldı. "Evlilikte tecavüz"ü
sona erdirmek amacıyla kapsamlı mekanizmaların
geliştirilerek hayata geçirilmesi vurgulandı. Kadına
Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi
İhtiyari Protokolü'nün hükümetler tarafından
imzalanmasına yönelik bir çağrı yer aldı.
Pekin+5 Sonuç Belgesi'nin hem Türkiye'de bizlere,
hem de yurtdışındaki diğer kadınlara ve kadın
gruplarına, kadınların insan haklarının
geliştirilmesi ve korunmasına yönelik lobicilik ve
aktivizm çalışmalarında destek olacağını, ve belgeye
imza atan hükümetlerin siyasi irade göstererek
uygulama aşamasında etkin olmalarını ümit ediyorum.
|
|