|
|
|
Erkek > Niye
Ben Ödüyorum |
Niye Ben Ödüyorum / Volkan İnanç
Bir buluşma, her zamanki bildik sahneler ve
toplumsal bir yanlış üzerine...
"Eyvah, yine geç kaldım. Şunu yapmasam olmaz
sanki, yağmurda çiseliyor. İnşallah bana
kızmamıştır" diye düşüne durayım, buluşacağımız
yere varmıştım nihayet. Kısa bir cep
diyalogundan sonra Merve ile buluştuk. Beni çok
özlemişti anlaşılan. Arabaya bindik, Moda da
denize nazır bir yerde çay içecektik. Nihayet
bir yer bulunca oturduk, bu saatte ve lodos
havada neredeyse bir biz vardık o gündüzleri
cıvıl, cıvıl mekanda. Akşam karanlığı da
çöktüğünden deniz gözükmüyor, sohbetimizi "okey
oynayan sigara içen insanlar" konulu manzarayı
içeren bir mekanda yapmak zorunda kalıyorduk.
Neyse efendim konular konuları kovaladı, saatler
ilerledi, hoş bir sohbetti ve saat epey geç
olmuştu. Merve geç olduğunu ve kalkması
gerektiğini söyledi. Aslında buraya kadar her
şey çok bildik sahnelerdi ve bunu hepimiz
hayatımızda birçok kere yaşamışızdır. Ama o an
defaatle yaptığım bir şey çok dikkatimi
çekecekti. Masadan kalkıldı, hesap ödenecekti.
Hesabı tabii ki ben ödedim. Ama olayı yavaş
çekimde hayalimde şöyle bir canlandırdım.
Sahnede 3 önemli nokta vardı;
1.Masadan kalkarken hesabı ödeyecek kişi olarak
gözüne beni kestirmiş olacak ki garson, üzerime
doğru hamle yapmış elimi cüzdana atmamı
sağlamıştı.
2.Merve tarihsel görevimi yapacağımdan emin bir
edayla masada hiç oturmamış gibi yaparak olay
mahallinden hızla uzaklaşmıştı.
3.Kadim erkeklik şuuru etkisi ile ben elimi
cüzdanıma atarak atılmış, sonrada muzaffer bir
kumandan edasıyla olay yerinden uzaklaşmayı
düşünmüştüm. Kaldı ki 1. ve 2. şıklardaki
sebepler olmasa bile herhalde aynı şeyi
yapardım.
Bu yavaş çekim gösteriminden sonra düşünmeden
edemedim. Neden hesabı hep erkekler öder, neden
bu görev erkelerden beklenir? Ha, sakın ha cimri
biri olduğumu falan düşünmeyin. Böyle bir
pozisyonda hiç ödememdiğim olmadı ama olayın
toplumsal boyutunu düşünüyorum ben. Toplumda
hesabı kadının ödemesine müsaade eden bir erkeğe
nasıl bakılır sizce? Diyelim bir lokantada yemek
yediniz, hesap geldi, hanımefendi nazikçe
cüzdanından parayı çıkardı dolgun bir bahşişte
bırakarak olay mahallinden uzaklaştı, tüm bu
olaylar olurken erkek hayatından memnun ve
pişkin bir ifade ile çevreyi temaşa ediyordu.
Şimdi size soruyorum olaydaki erkek karakter siz
olsaydınız bir daha o lokantaya gidebilir
miydiniz? Oraya gidip de garsonların arasındaki
muhtemel konuşmaları göz ardı edebilir misiniz?
"- Baksana bizim kılıbık gene geldi" ya da "-
Helal be abi, herife bak hem en ala besleniyor,
hem hatuna ödetiyor, valla helal olsun" ya da "-
Böyle asalak bir herif görmedim ya gene mi geldi
o?" , "Bu sefer bize ödetmese bari.." şeklinde
fısıldaşmalar yapılmayacak zannetmeyin. Oysa
bence bu durum gayet doğaldır. Yemeği yiyen
ikisi olduğuna göre her ikisi de ödeyebilir.
Ancak ben burada hepinizden farklı bir şey
düşünüyorum. "Bence hesabı çoğunlukla kadınlar
ödemelidir." Durun, durun hemen kızmayın, peşin
hükümlüde olmayın. Bu hesap ödemekten kaçan
pişkin bir çapkının durumu kurtarma nevinden bir
tezi değildir. Aslında bilakis çok önemli
toplumsal bir gerçeğe dayanmaktadır. İnanmayan
okusun:
Toplumda erkeklerin hesap ödemesi gerektiğine
dair yaygın teamül, geçimi erkeğin sağladığı ve
maddi kaynak olarak aldığı baskın görevden
kaynaklanmaktadır. Bu sav belli bir dönem için
geçerli gibi gözükse de şimdilerde geçerliliğini
yitirmiş gözüküyor bana. Neden mi? Çünkü artık
iş hayatında hem de her kademede kadınlarda boy
gösteriyor. Giyim, makyaj, estetik gibi fuzuli
masraflarını bir erkeğin şemsiyesi altında
karşılamayacaklarını anlayan bu güruh hızla iş
dünyasına yönelmiş, güzellik ve çekiciliklerini
de kullanarak insan kaynakları ve personel
almadan sorumlu kişilerin başını döndürmüş, iş
hayatına balıklama dalmışlardır. Böylece
hayatlarını kazanmaya başlamış, fuzuli sınıfına
girebilecek bir yığın harcamayı yapma ehliyetini
de kazanmışlardır. Tüm bunlar olurken, eskiden
yani erkeğin para kaynağı, kadının evin hanımı
olarak durduğu dönemlerden kalan bir takım
alışkanlıkları da terk etmek kadınların işlerine
gelmemiştir. Artık onlar hem hayatlarını
kazanacaklar, hem dilediği gibi harcayacak ve
yiyecekler, bol bol yiyip aldıkları fazla
kiloları vermek için fitness salonlarına yüklü
paralar akıtacaklar. Tüm bunlar olurken de basit
bir yemek sonrası bile hiçbir şey yokmuş gibi
hesabı ödemeye yanaşmayacaklardır. Zavallı
biçare erkeklik, hesabı garsona ödeye dursun bir
yandan kirayı ödemeyi, arabanın masrafını,
bilumum faturaları vs. düşünecektir. Üstelik
bütün bu haksızlıklar olurken kadın haklarını
savunan feminizm diye bir yoğurtla göle maya
çalınmaya uğraşılmış, erkekler adına bir şeyler
yapmak kimsenin aklına gelmemiştir. Tabii bir de
"Kadınlar paralı erkeklerden hoşlanır" fenomeni
vardır ki, bu da omuzlardaki yükü daha da
ağırlaştırmaktadır. Oysa safi erkelik hiç bir
döneminde paralı kadınlardan hoşlanmayı aklına
koymamıştır.
Evet sevgili dostlar,tüm bunların ışığında
önümüzde iki yol görünüyor. Ya bundan sonra
kadınlar da hesapları ödemeye başlamalılar, ya
da işyerlerine yazacakları nazik bir istifa
dilekçesi ile yerlerini erkek arkadaşlarına
bırakarak, bundan sonraki hayatlarında hesap
ödeme zahmetinden kurtulmalıdırlar.
Kaynak : www.erkekadam.com |
|