|
|
|
Erkek >
Koşulsuz Sevgi Soruları |
Koşulsuz Sevgi Soruları / Korkut Keskiner
Sevgi hak edilir mi? Size emek ve mesai
harcadığı için birini sevebilir misiniz? Pekiyi,
size hiç emek ve mesai harcamayan birini
sevebilir misiniz?
Genetik kökenli sevgileri, akrabalık
ilişkilerini yazının sonraki bölümlerinde ele
almak üzere bir kenara bırakalım. Sizin
iradenizle, risk alarak seçtiğiniz sevgilere
gelelim. Aşk dahil, bir şarta bağlanmamış bir
sevgi alış ve verişiniz oldu mu? "Ne olursan ol,
yine gel" dediniz mi, tövbeler ve yenilgiler
sonrası, yeminler ve zaferler kadar geniş
açtınız mı kollarınızı sevdiğinize?...
Yoksa, sevgiliniz istemediğiniz şekilde
giyindiği için yanağınızı mı esirgediniz?
Anneniz ısrar ettiği için onu terslediniz mi?
Arkadaşınız sulu bir şaka yapınca, lafı ağzına
mı tıktınız? Minik kızınız özür dilemeye
çalıştığında duymazdan mı geldiniz?
Yoksa bir sürü "yoksa karışmam"lar mı var
ilişkilerinizde? "Benim istediklerimi yap",
"benim istemediklerimi yapma", "sadece benim
istediklerimi". Daha ileri mi gittiniz? "Sen,
kendi seçtiğin yolda gidersen mutsuz olursun,
mutluluğa ancak benim senin için uygun gördüğüm
şartlarla ulaşırsın". Bu sevgi mi?
Şartlar-koşullar dikte etmek, didaktik bir
öpücük, eleştiren-ayıplayan bir bakış sevgi
olabilir mi? Birini, sevginizi hak etmeye
zorlamak, değilse sevmemekle tehdit etmek,
"sevilesi kalıp"ın içine tıkmak, sığmayan
bölümlerini kendisinin kesip atmasını istemek
hak mıdır?
"My fair lady-Pygmalion" fantezisi, geçek hayata
uygulanabilir mi? Uygulansa bile, kökünde
sisteme bir meydan okuma mı vardır, sevgi mi? Bu
durumda öykünülen Tanrı, siz profesör kadar
hoşgörüsüz müdür?
Emek ve mesai, başında veya sonunda sevgidir de,
sevgi illa emek ve mesai midir? Aşk her şeyi
affetmez mi? Aslında yok olan kadınlar seven
üstatlar, var olanları koşullarına uymadıkları
için mi reddetmişlerdir?
Seçmediğiniz sevgilere dönersek, anne ve babanın
eğitim güdüleriyle, terbiye amaçlı esirgedikleri
sevginin, ancak hak edildiği zaman ulaşılabilen
bir ödüle dönüşmesi, kurutmamışsa eğer,
kaçımızın hayatını güdük bırakmıştır? Toplumsal
saygınlık kazanabilmeleri için, çocukların
bireysel sevgi potansiyelleri tırpanlanabilir
mi? Karın-daş olan iki insanı birbirlerine
destek olarak yönlendirmek, birbirlerinin
kapasitesini zorlayacak rakiplere dönüştürmekten
daha mı zor? Anne-babalık hedefleri uğruna, neşe
ve eğlence ıskalanmalı mı?
Bütün dinler tersini önerse de, sevgiyi
koşullara bağlamak, nesilden nesile geçen sosyo-genetik
bir hastalık mıdır? Uygulanabilir bir tedavisi
var mıdır?
Sorular, cevapları götürür mü? Götürmezse de,
beni sever misiniz?
Kaynak : www.erkekadam.com |
|