|
|
|
Erkek >
Kadınlar Kimleri Sever |
Kadınlar Kimleri Sever / Korkut Keskiner
Biz erkekler hiç bir zaman, kadınların ilgisinin
ve beğenilerinin merkezi olan bazı erkeklerin,
neden kadınlara çekici geldiklerini
anlayamamışızdır. Uzun boylu-ince belli
hanımların yanındaki şekilsiz ayılar, yüksek
sınıf saç ve kıyafetli hanımefendilerin
yanındaki bıyıklı-pis sakallı magandalar,
kariyer güzellerinin yanındaki çulsuzlar, rafine
entellektüellerin yanındaki saf delikanlılar
bizi hep kızdırır. Cıvık, ya da soğuk, maço ya
da efemine, güzel ya da yakışıklı, yetenekli ya
da yeteneksiz, başarılı ya da başarısız
olsunlar, bazı erkekler kadınları çeker.
Kadınların bu erkeklere olan zaaflarını
anlayabilmek için, esprili olmak, kaliteli
genlere sahip olmak gibi bazı bilinçaltı
nedenleri bahane ederiz. Ama bunların hiç birine
sahip olamayan adamlar bile, bizim gözümüzde en
“iyi” hanımları “kandırabilmektedir”. Oysa
burada dalyan gibi delikanlılar vardır.
Acı ama gerçek, aslında bu erkeklerin ortak bir
yönü vardır. Bu erkekler kadınları severler. Bu
kadar basit mi? Maalesef, evet. Onlar kadınları
sever ve anlamaya çalışırlar. Kadınları
anlamamak, tanıyamamak, tahmin edememek onlar
için sorun değildir. Kedi seven insanlar gibi,
sevdikleri varlığı yargılamadan sevmeyi,
üsluplarına ve bu üslupların istisnalarına saygı
duymayı, farklılığa toleransı öğrenmişlerdir.
İsteseniz de istemeseniz de, “Türk Rüyası”nın
kahramanı türkücü ve talk show’cunun kadınları
sizden daha iyi anladığını, kumarbaz ve çapkın
showman çarkıfelekçinin o iki arada bir derede
bir arada olduğu kadınlara kafasının içinde
sizden daha sadık olduğunu, şimdi askerde olan
komedyenin yırtık çirkinliğinin ardında
sizinkinden çok daha derin bir duyarlılık
olduğunu, yine şimdi askerde olan çok evli
çapkının kadınlara sizden çok daha aşık
bakabildiğini, ve hepsinin, ve kadınların
sevdiği diğer bütün erkeklerin, kadınları
erkeklerden farklı ve kadın yapan bütün
özellikleri sevdiğini kabul etmek zorundasınız.
Detaylar konusundaki kararsızlıklarını, zaman
yönetimi konusundaki eksikliklerini, diğer
kadınlarla partizan siyasilermişçesine
rakip-dost ilişkilerini, çelişkilerini
seviyorlar. Kadınlara vakit ayırıyor, onları
gerçekten dinliyor, gereksiz iktidar gösterileri
yapmıyorlar. Kadınlara bir aidiyet-sahibiyet
iddiası dikte etmeden, ve kadınlar ihtiyaç
duymasalar bile, sevgi verebiliyorlar. Son ve
vurucu nokta, bu erkekler kadınlarını, sanki
onların babalarıymışçasına sıcak, şefkatli ve
yumuşak sevebiliyorlar.
Garipsediğimiz, reddettiğimiz, komik bulduğumuz,
“çok feminen” diyerek küçümsediğimiz nüansları,
bu erkekler tolere ediyor, seviyor, hatta
kadınları bu konularda teşvik ediyorlar. Kadın
ruhu ve ihtiyaçları konusu bir yazıdan çok daha
geniş bir konu. Bir kitap, ya da bir yazı dizisi
belki. Ama genelde göz ardı ettiğimiz Ahmet
Altan romanlarının, Bridget Jones’un
günlüklerinin ve sayısı son yıllarda artan,
erkek başrolü olmayan kadın filmlerinin
mesajları, çok daha kolay ulaştığımız aylık
kadın dergilerinin çizdiği resimden farklı.
Kadının bedeni ve sosyal yaşamı ile ruhu
arasındaki fark, kapitalist tüketim toplumunda
aldığı rolün gücüyle orantılı olarak
erkekleşerek artıyor. Bu nedenle, ve özellikle
bu nedenle, kadının ruhunu anlamak, bu ruhla
iletişim kurmak, hem zorlaşıyor, hem de daha
fazla yetenek ve daha fazla sevgi gerektiriyor.
Durum bizler için gittikçe zorlaşıyor. Daha
fazla zaman, daha fazla ilgi, daha fazla anlayış
gerekiyor.
Kadınları seven erkekler, bu sevgiye emek
vermeye de bizden daha hazırlar. Ama yetmez. Bu
erkeklerin de öğrenmesi gereken şeyler var.
Kadın cinsiyetini ve tüm kadınları sevdikleri
için, iki temel konuda daha da fazla özen
göstermeliler. Birincisi, kadınları sevmek
onlara öykünmek, gıpta etmek değil. Onları
severken erkek kalmak. İkincisi, kadınları
severken, tek tek kadınların duyarlılıklarını
küçümsememek. Her kadının mahremine girip,
“eteğinin altına bakarken”, onun da küçük bir
çocuk olduğunu unutmamak.
Kaynak : www.erkekadam.com
|
|