Altın - Hediye - Dizi izle - Burçlar - Oto deri döşeme - Ehliyet sürücü kursu - Mobilya - Güzel Sözler - Burçlar - Altın

 
Güzel Sözler

 

Giriş Sayfan
Sık Kullan!
Ana Sayfa
Reklam
Aktif kişi : 
Erkeklere Özel

  AnaSayfa
  Farklılıklarımız
  Kadınların Gerçek Yüzü
  Erkekçe Sözlük
  Erkeklerin Beyinleri
  Aceleci Erkekler
  Kadın Nasıl Tavlanır?
  Taciz Olayları
  İyiki Erkeğim
  Delikanlılık Kuralları
  Erkek Olmanın Keyfi
  Bekar Erkeğin Avantajı
  Bir Erkek İçin Başarı
  Yaşlı Horozdan 19 Öğüt
  Neden Konuşmazlar?
  Erkek Severse
  Kellik Sorunu
  Kız Bırakma
  Bir Erkek Neyi Bekler
  Biraz Şaka Biraz Ciddi
  Nelerden Hoşlanmazlar
  İdeal ve Çağdaş Erkekler
  Erkeklerin Zor Anları
  Erkekleri Çıldırtmak
  Şaşırtıcı Davranışları
  Göbekli Risk Altında
  Bakımlı Erkek Mutludur
  Aldatan Adam
  Aile Var
  Aldatme ve Adrenalin
  Aşk En Güzel Yalan
  Başlamadan Bitenler
  Doğal Davranmak
  Eşitlikmi Eşitsizlikmi?
  Ezbere Onbir
  Genç Kız Kalbi
  Genelleme
  Görücü Usulü
  Deneyim Kadına Sökmez
  İhanet ve Gönlü Genişlik
  İhanetin Cezası
  İlişkiler
  İnternette Bir Kadın
  İnternetten Kızmı Alınır?
  Kadınlar Kimleri Sever
  Kim Daha Uysal
  Koşulsuz Sevgi Soruları
  Kriz ve Değişenler
  Kriz ve Libido
  Laf Atma Üzerine
  Mutlu Evli Çift vardır
  Mutluluğu Aramak
  Namus Belası
  Nedir Bu İlgi
  Niye Ben Ödüyorum
  Ofiz Kızları
  Sıradanmısınız?
  Vasiyet
  Yaz Geçer
  Yüz Yüze

Erkek > İnternetten Kızmı Alınır?

İnternet'ten Kız Mı Alınır? / Akif Melagil

Monoton ve yanlız bir hayat.

Yoğun ve vardiyalı bir işte çalışanlar insanın sosyal hayatının nasılda sıfır seviyesine vurduğunu bilirler. Benimde sadece bilgisayar başında geçen bir işim vardı ve her geçen gün biraz daha asosyalleştiğimi hissediyordum. Başlarda pek şikayetçi değildim ama bir akşam uyandım ve (vardiya yüzünden ben akşamları uyanırım) genç ve sağlıklı bir erkek olarak aylardır yanlız olduğumu ve buna daha fazla dayanamayacağımı anladım.

Ama ne yazık ki amiyane tabirle piyasa yapacak bir durumum yoktu. İş arkadaşlarım arasında ki kızlarda, diğer hemcinslerinden farklı olarak kendini bilgisayarlara vermiş, hiç bir kadınsı çekiciliği olmayan insanlardı.

Zaten bence güzel bir kadın, istisnalar dışında, teknik bir alanda eğitim almaz/çalışmaz.

Eskilerden birilerini aradım ama hiç biri yanlız değildi.

Kendime pek konduramıyordum ama dalga geçtiğim bazı arkadaşlarım gibi benimde internetten birilerini bulmaya çalışmaktan başka çarem kalmamıştı.

Zaten bütün gün internette çalıştığımdan kolayda olurdu (herhalde).

Kendime bir icq kurdum ve whitepage'de şansımı denemeye başladım.

Kısa bir süre içinde listem bir hayli kalabalıklaştı. Nihayet bir akşam ilk randevumu aldım.

Oldukça hoş muhabbeti olan ve ilgi alanları benimkine çok benzeyen biriydi. Birde resmini göndermişti. Yaklaşık beş ya da altı metreden çekilmiş bir resimdi. Çok, çok güzel olmamakla beraber hoş denilebilecek bir kızdı.

Bir cafede buluşacaktık. Ben işten sabah çıktığım için eve gitmeden doğru cafeye gittim. Bir saat erken gelmiştim. Açıp bir gazete okumaya başladım. Yarım saat sonunda gazetede okuyacak bir yer kalmamıştı ve bende borsa haberlerinin yer aldığı sayfayı açık bırakıp (imaj olayı), etrafı izlemeye başladım.

Uzun zamandır gündüz gözü görmemiştim. Sanki yıllardır İstanbul'dan uzakmışımda yeni gelmişim gibiydi. Her şey ne kadar güzeldi. Gelip geçen kızlarında her biri birbirinden güzeldi. İyice sabırsızlanmaya başladım.

Kararlaştırdığımız saate onbeş dakika kala telefonum çaldı. Arayan O'ydu. Nazikçe özür diliyordu geç kalacağı için. Olsundu, benim için sorun değildi.

Allah'ım ne kadarda güzel bir sesi vardı. Uykusuz olduğumdan bir kahve daha söyledim. Ayık kalmalıydım. Ama sanırım o ses için değerdi uykusuzluğa.

Telefonum tekrar çaldı. Başka biriydi. Yine netten tanıştığım bir kız. Onunda çok hoş bir sesi vardı. Hatta ilkinden daha güzel bir ses. Allah'ım dedim kendi kendime, biri yolda diğeri telefonda, neden daha önce internetin bu harika yönünden yararlanmamıştım ki? Ne vardı bunu gururuma yediremiyecek?

İşte geldi...

Nihayet kapıda göründü. Beni rahat görebilmesi için hemen kapının girişindeki masaya oturmuştum. Gördüğüm anda aklıma ilk gelen kelime şuydu: Tuttuk!!

İnanamıyordum, evet resimdeki kızdı o ama bir resim bu kadar mı yanıltıcı olur? Benim oturduğum masaya gelene kadar ki beş on saniye içinde aklımdan bir sürü şey geçti. Asla, asla bu kızla aramda bir şey olamazdı. Nasıl dolaşırdım bununla. Bir şey bulup kurtulmalıydım. Ama hayır, bu onu çok incitirdi. Yapamazdım böyle bir şey. Çaresiz bu günü onunla geçirecektim. Hiç bir şey belli etmemeliydim. Yanıma oturdu. İnsanın tanıştığı birini ilk defa görüyor olması çok zor bir şeydi. İlk bir iki dakika havadan sudan bir iki kelam ettik. Aman Allah'ım bu kız o kız olamazdı. Hiç bir dişilik emaresi olmayıp, bir çok çirkin kızı katlanır hale getiren tatlı bir dilden de mahrumdu. Oğlum dedin buldun belanı, hadi bakalım...

Tavla.

Önceden birlikte tavla oynamaya sözleşmiştik. Ortaköy'deki güzel manzaralı kahvelerden birine gittik. Manzara inanılmaz bir güzellikteydi. Etrafta bir sürü yaşıtım genç, cıvıl cıvıl güzel havanın, harika manzaranın ve birbirlerinin tadını çıkarıyorlardı. Onların arasında kendimi dahada kötü hissettim. İnsanlar sanki bana acıyan gözlerle bakıyordu. Aslan gibi boylu boslu biriyimdir ayıptır söylemesi ve bu kız benim gibi biriyle olmayı rüyasında bile görse inanmazdı herhalde. Ama ne olursa olsun bir insandı ve benim için gelmişti. Onu incitemezdim.

Üniversitenin bana kazandırdığı yeteneklerden biride tecrübeli bir tavla oyuncusu olmamdı şüphesiz. Oynamaktan hiç zevk almadığım iki grup insan vardı; bilmeyenler ve erkek olmayanlar.

Bu kız her iki grubada dahildi. Çokta yeteneksizdi. Henüz öğrenen biri bile daha iyi oynayabilirdi. Oyun benim için kabusa dönüşmüştü. Ama sabırla gülümsememi muhafaza ediyordum. Oyun sırası ona geçtiğinde zarları alıp, kapıları saya saya hamle yapmaya çalışıyordu. Sıranın tekrar bana gelmeside bir hayli sürüyordu. Bende bu arada etrafı kesiyordum.

Etraf birbirinden güzel kızlarla doluydu. Üstelik yüzlerce. Bir tanesiyle göz göze geldik. Belliki beğenmişti beni. Yanındaki arkadaşlarına bir şeyler fısıldıyordu bana bakarak. Allah'tan bizim netten çıkma hatunun sırtı dönüktü onlara. Sonra kız gülümsemeye başladı. Bende gülümsedim. Oğlum dedim bu ne şanstır ya. Ne günah işlemiştim ki? Harika bir kızla birbirimize gülücükler atıyorduk ve ben başka bir tanesinin altı dört atıpta kapı alamayışını seyrediyordum. Daha ne kadar dayanabilirim dedim kendi kendime. Saat daha birdi. Yarım saat olmuştu oyuna başlayalı ve sadece iki oyun oynayabilmiştik. İki mars yapmıştım ve üçüncüsünü yapmak için bir onbeş dakika daha dayanacak gücüm kalmamıştı. Kızda kötü oynadığını farketmişti. Sıkılmaya başlamıştı. Sıkıldıkça düşünmesi zorlaşıyor daha da kötü oynuyordu. Bir yandan da onu rahatlatmaya çalışıyordum. Sürekli açık veriyordum ama kırabilen kim?

Nihayet aklıma süper bir fikir geldi. Neden sinemaya gitmiyorduk ki? Yaklaşık iki saat karanlıkta oturup hiç konuşmayacaktık. Kimsede görmeyecekti. Hemen bütün şirinliğimle teklif ettim ve onay aldım. Kız büyülenmişti zaten. Ağzımın içine bakıyordu. Ne desem kabul etmeye hazırdı. Bunu belli de etmişti, ama ben asla ona istediği teklifi yapmayacaktım, aylardır kadın yüzü görmemiş olsamda.

Ve Yemek.

Sinemadan önce yemek yiyecektik. Hesabı istedim hemen. Bir şok da orada yaşadım. Bir kola ile bir kahveye üç buçuk milyon para istediler. Acıyla yutkunup, hiç sesimi çıkarmadan ödedim.

Bir kavşakta taksi beklemeye başladık. Yolun karşısında, gideceğimiz yönün aksine doğru bir taksi gidiyordu. İşaretimi görür görmez durdu. Öyle hızlı durduki, arkasındaki takside duramayıp bindirdi ona arkadan. Allah'ım dedim bu bir işaret mi acaba? Neler gelecekti bu gün başıma? Hemen başka bir arabaya atlayıp bir yerde yemek yedik. Belediyenin bir tesisiydi. Servis anormal ağırdı. Hemen çıkıştım şefe. Öğrendim ki o gün belediye personeli grevdeymiş. Son sekiz yıldır ilk kez grev oluyordu bu şehirde ve oda bana denk gelmişti.Kredi kartımdan tahsilat da yapmadılar. Elektrikleri kesikmiş. Ama artık hiç bir şeye şaşırmıyordum. Efendi efendi kaderime rıza gösterip sabretmeye çalıştım. Artık muhebbetde baymıştı. Anlattıklarını dinlemeden hı hı... diyerek geçiştiriyor bu kızda güzel bir şeyler görmeye çalışıyordum. Öyle ya çirkin kadın yoktu, bakımsız kadın vardı.

Kolye, küpe, bilezik, bluz, etek, ayakkabı ne varsa aynı renkteydi. Kısa boyuna ve biçimsiz vücuduna bakmadan askılı bir bluz giymişti. Uzun ve biçimsiz bir çene, çarpık dişler ve kısa kesilmiş kıvırcık saçlar........tek güzel yeri ela gözleriydi ama onuda eşşek kadar iğrenç bir gözlükle çekilmez hale getirebilmişti. Kendi kendime, Allah'ın gücüne gider oğlum dedim öyle düşünme dedim, ama karşı masadaki esmer bombayıda aynı Allah yaratmıştı ve bu kıza güzel demem onun sanatına saygısızlık olurdu. İyi bir kul değildim belki ama o gün bu kızı idare ederek vazifemi yapmıştım sanırım.

Sinema.

Yemeğin ardından Taksim'e gittik. İstiklal'de yürürken bu kadar sıkıldığımı hiç hatırlamıyorum. Ya biri görürse. Ne diyerek tanıştaracaktım. Bu kadar düştüğüne göre bayağa kötü olmalısın derlerdi şüphesiz. Helede tanıdık bir kadına görünürsem sonum demekti. O muhteşem haber alma servislerini işletirlerdi ve ertesi güne kalmadan kadın muhabbetlerinin konusunu oluverirdim. AMAN ALLAHIM!!! Hemen bir filme girmeliydik. Hangisi olursa olsundu. Yeterki çabuk olsun. Korktuğum başıma geldi. Saat üçtü ve en erken seansa daha bir buçuk saat vardı. Biletleri alalım dedi, filme kadar bir yerlerde otururuz. Olur dedim çaresizce. Nereye gidelim dedim. Seni çok hoş bir yere götüreceğim dedi, sürprizmiş...

İnanamıyordum. Bu bir şaka olmalıydı herhalde. Eski sevgilimle tanıştığımız ve ayrıldığımız cafe'deydik. Garson kız tanımıştı beni. Muhabbetimizde vardı onunla ama hiç sesini çıkarmadı. Acıyan gözlerle baktı sadece. Belkide bana öyle geliyordu ama harika bir ilişkinin başlayıp bittiği bir yerde böylesi bir durumda olmak iyice bozmuştu sinirlerimi. Artık birde sinema falan çekemezdim. Tuvalete diye kalktım masadan.

Göster tiyatral yeteneğini.

Hemen bir arkadaşı aradım. Oğludum dedim beni onbeş dakika sonra ara. Israrla neler olduğunu sormaya başladı. Hiç bir şey anlatacak durumda değildim. Dediğimi yap dedim ve kapattım telefonu. Tekrar masaya döndüm ve çok eğleniyormuşum numarasına devam ettim. Ama artık iyice bitmiştim. Bu cafe çok zor unuttuğum bazı şeyleri hatırlatıyordu. Ben he hı...lara devam ediyordum ama gözüm telefondaydı. Bir türlü çalmıyordu. Sanıırım açıklama yapmadığım için aramayacaktı. Eğer dedim kendi kedime insanı böyle bir durumda kurtaramayacaksa bir arkadaş daha neye yarar ki? Kafam allak bullak olmuştu. Bir yandanda kendime kızıyordum. Nasıl internetten biriyle olacacak kadar düşebilmiştim. Bunun gazetelerin gönül postasından ne farkı vardı. Kavun bile dibi koklanmadan alınmazdı. Kızıda boşuna ümitlendirmiştim. Offffff !!!

Nihayetinde telefon çaldı. Allah Allah dedim, şirketten arıyorlar neden acaba?

-Efendim

-Ne oluyor lan?

-Allah Allah ciddi misin?

-Ne demek ciddi misin oğlum, konuşamıyor musun?

-Taksim'deyim, peki ölmüş mü kadın?

Bu ölmüşmü kelimesini öyle bir söyledim ki, bütün cafe bana döndü. Kendimi sahneye çıkmış gibi hissediyordum. Bu iş öyle filmlerde göründüğü kadar da kolay değildi.

-Ya ne bileyim, gelirim ama başka biri yok mu?

-Var var eben var. Heheh heeh heee

Gülmemek için zor tutuyordum kendimi. Ama açık veremezdim.

-Koray, Didem, hiç biride mi yok?

-Ulan pislik herif ne bok yiyorsun gene? Heh heee

-Tamam, tamam bir saat sonra ordayım, sende bir haber almaya çalış.

Meraklı gözlerle bana bakıyordu. Bir iş arkadaşıma annesinin kaza geçirdiği haberi gelmiş, oda fırlamış çıkmış hemen. Şirkette acilen yerine bakacak biri lazımmışda hemen çıkmam gerekiyormuş. Anlayış gösterdi sağolsun. Hemen bir arabaya bindirip yolladım onu. Binbir özür diledim o arada.

Yak bakalım bir cigara.

Hızlı adımlarla duraktan uzaklaştım ve bir banka oturup, sigaramı tüttürmeye başladım. Nasılda rahatlamıştım. Derin bir oh çekip yayıldım banka. Telefonum çalmaya başladı. Kim bu dedim ya, hazır rahatlamışken böylesine. Sabah beklerken arayan, netten tanıştığım diğer kız. Hah haaaaaaa ....... Ayhan Işık'ın Cingöz Recai kahkahasıydı bu. Bir daha mı? Asla. Kapattım telefonu hemen ve İstiklal'e doğru yürümeye başladım. Gün daha bitmemişti ve ben bu geceyi yanlız geçirmemeye kararlıydım.....Girdiğim ilk barda buldum birini. Hemde görerek, dokunarak, koklayarak...


Kaynak : www.erkekadam.com
Sağlık

Sağlıklı Yaşam
Anti Aging
Alerjiler
Diyabet
Egzema
Epilepsi
Grip
Su Çiçeği
Lazer Epilasyon
Klamidya
Mycoplasma
Enfeksiyonlar
Yoga
Hipertansiyon

Bayanlara Özel

Güzellik Sırları
Kadınları Mutlu Etmek
Kırışıklarınızdan Kurtulun
Boyun ve Dekolte
Aşk Kadına Neler Yaptırır
Az Masrafla Güzellik
Baharda Tazelenin
Çabuk Makyaj
Çalışan Kadının Güzelliği
Çatlakların Tedavisi
Cildinizi Koruyun
Cildiniz Ne Kadar Mutlu
Cildinize Bakıyormusunuz?
Cildinize Doğru Bakım
Dolgun Dudakların Sırrı
Evde Güzellik
Botox Gerçeği

Erkeklere Özel

Erkek Olmanın Keyfi
İdeal ve Çağdaş Erkekler
Mutluluğu Aramak
Başlamadan Bitenler
Doğal Davranmak
Bakımlı Erkek Mutludur
Aldatan Adam
Erkek Severse
Kellik Sorunu
Delikanlılık Kuralları
Erkek Olmanın Keyfi
Bekar Erkeğin Avantajı
Bir Erkek İçin Başarı
Erkeklerin Beyinleri
İyiki Erkeğim

Foto Galeri
Komik Resimler
Araba Resimleri
Bebek Resimleri
Manzara Resimleri
Hayvan Resimleri
Eski İstanbul Resimleri
Faydalı Sayfalar
Tc Kimlik No
Ssk
Bağkur
Ösym Sonuçları
Ehliyet Sınav Sonuçları
Ehliyet Sınav Yerleri
MEB Sonuçları
Açık Lise Sonuçları
Araç Sorgulama
Ramazan Bayramı
Kandil Mesajları
Milli Piyango Sonuçları
Sayısal Loto Sonuçları
Telefon Rehberi
İmei Sorgulama
Telefon (Alan) Kodları

Güzel sözler - Anlamlı Sözler - Özlü Sözler - Etkileyici Sözler - Duvar Yazıları - Komik Sözler - Msn Sözleri - Kısa Aşk Sözleri - Sevgi Sözleri - En Güzel Söz  - Ayrılık sözleri

Copyrigt © 2006-2008 DuyGusuz.Net

Hakkımızda | Kullanım Şartları | Reklam | İletişim | Uyarı!

domain