|
|
|
 |
İhanetin Cezası / Galip Özvural
Hepimize uğradığını varsaydığım bir mailden
hareketle, benimde zamanın birinde, olaya taraf
olduğum, ama o zaman bu kadar tarafsız
bakamadığım için farklı yorumladığım bir konu
üzerine yazmak istedim. Mailin konusu kendisini
aldatan kocaya karşı dünya kadınlarının verdiği
cevaplar üzerine .Kocanız sizi başka bir kadınla
aldatsa ne yaparsınız? sorusuna, çeşitli
ülkelerdeki kadınlar, boşarım, sevgilime giderim
beni avutsun diye, kocamı vururum, kadını
vururum falan gibi cevaplar veriyor. Türk kadını
"- Benim kocam aldatmaz!" diyor.
Mizahi yani bir tarafa çok düşündürücü bir yazı
bu. Kendisini aldatan kocasını "çeşitli
sebeplerle" suçsuz görmek, dahası suçu inkar
etmek, bizim toplumumuzda çok yaygın bir
davranış.
Kendisini aldattığı şüphesi, söylentisi
çıktığında bile erkekler elini kana bulayacak
kadar ileri giderken (en azından mutlaka
evliliklerini bitirmeyi seçerler), kadınlar niye
böyle davranmaz. Yalnız başına yaşamanın
ekonomik olarak zorluğu deyip kestirip atmak
doğru değil bence. İyi geliri olan kadınların
bile pek de böyle davranmadığını görüyorum.
Aldatıldığını öğrenmekle, bunu kabul etmek
arasındaki büyük fark üzerinde durmak istiyorum
ben. Kabul edilmedikçe, suç, tam olarak suç
olmuyor. Gururun incinmemesi de cabası. Peki
niye kadınlar, bu gerçeği reddetme eğilimi
içindedirler?
Çeşitli fikirlerim var bunları sizlerle
paylaşmak istiyorum.
1- Aldatılan kadın, kocasının kendisini aldatma
sebebinin kendisi olduğunu tahmin eder ama
kendisini değiştirmeyi istemez. Böyle bir şey
ortaya çıkmadığı sürece kendisini de
değiştirmesi gerekmez. Bakımsız ve çirkin
olduğu, şişmanladığı, kocasına yatakta ilgi
göstermediği gerçeği yüzüne vurulmamış olur ve
bir süre daha idare eder.
2- Kadına hep erdemli ve kocasına zor günlerde
sahip çıkan kadın olması gerektiği
öğretilmiştir. Etraftaki kötü kadınların attığı
iftiralara karşı kimin yanında olmalıdır ki? Hem
dışarıdaki kadınların ağır tahriki yok mudur?
Suç, ağır tahrik altında islendiğinde hukukta
bile ceza indirimi uygulanmaktadır, üstelik
kimin kocası yapmıyordur ki.
3- Öğrenip de kabul edersen, toplum senin ne
yapacağını ve nasıl tepki vereceğini bekler.
Gidip taraflardan birini vursan hapse girersin
boş yere. Hayatini zindan edecek ne var.
Bilmeyiverirsin, inanmayıverirsin söylenenlere
olur biter. Hem zaten olan olmuş işte, gerekeni
yapsan bile neyi değiştirirsin ki. Hem bu adamı
boşasan, başka adamla evlensen o da aynısını
yapmayacak mı? Erkek bunlar, kanlarında (
genlerinde ) varmış!
4- Çocukları babasız büyümesin diye, mutlu aile
tablosu bozulmasın diye katlanılır, yok sayılır,
çocukların babası için "annesini aldatmıştı"
dedirtmemek için çocukları aleyhine ilerde söz
söylenemesin diye durum inkar edilir.
5- Kadın eğer aldatıldığını öğrenir ve kabul
ederse, mutlaka bir şey yapması gereklidir. Bu
da;a- Evliliğini bitirmek b- Bile, bile
kocasıyla oturmaya devam edip, kocasının ıslah
olmasını umut etmek.
a- Evliliği bitirmek kararı, ülkemizdeki pek çok
kadın için yürek ister, para ister, toplum hoş
görüsü ister. Boşanmanın getireceği bir sürü
yükü tek başına üstlenmeyi, çocukların
durumunu,( bu konu kadın milleti için en önemli
konudur) ve yalnız kalmanın zorluklarına göğüs
germeyi gerektirir. Büyük şehirdekiler dışında (
bazen orda bile) genelde baba evine dönmeyi
gerektirir. Bu da bir kadın için kat ettiği
bütün yolu kaybetmek başa dönmek anlamına
gelir.Yapabilen kadın sayısı azdır. Takdir
edildiklerinden olmasa da parmakla
gösterilirler.
b- Bu yöntemi seçen kadınlar, affetmiş görünüp,
kendisini, çocuklarına ve komşularına adayıp,
kocasının bu yaptığını asla unutmazlar. Bunu
kullanılacak bir koz gibi görüp, hatayı her
fırsatta yüzüne vurup, kendisine de kocasına da
hayatı zindan ederler. Ne demiş atalarımız "Fil
unutur kadın unutmaz"
Görüldüğü üzere, 5 numaralı seçenekte yazanlar
hiç de kolay şeyler değiller. Oysa ki diğer
seçenekler, okulunu kocası için yarım bırakmış,
ya da mezun olsa da, evlendikten ve çocuk sahibi
olduktan sonra çalışmaktan vazgeçmiş ve
özgüvenini kaybetmiş kadınlar için doğru ve
risksiz seçenektirler. İstisnalar hariç,
korkularının bedelini gururlarından yiyerek
öderler.
Kadının düştüğü zavallılık ise biz erkeklerde
koruma iç güdüsünden önce şiddet eğilimini
okşayıp, daha da beterini yapma, üzme, mahvetme
gibi tüm sadist duyguları harekete geçirir. Bir
erkeğin kendisine yapacağı en büyük kötülük,
kendi tercihi olduğu için değil de, başka
seçeneği olmadığı için kendisiyle beraber olan
bir kadındır. Atsan atamazsın, aldatsan bile
senden ayrılmazlar. Bu kadar sadakat, her erkeğe
fazla gelir. Aldattığı ortaya çıkmış maymun
olmuş erkekse, kendini terk etmeyen, topluma
karşı destek olan karısına minnet mi duysun
kızsın mi karar veremez.
Ama terk edilenlerse, o an fark etmeseler de
daha sonra olayı ve yorumunu bir yerlere
yazdıklarında, bedel ödemenin hazzını yaşarlar!
Kaynak : www.erkekadam.com
|
|