|
|
|
 |
Genelleme / Korkut Keskiner
Genellemeler olmazsa, detayları biriktirip, tüme
varan yazarlar ne yazar? Edebiyat, size, sürekli
olarak, herkesin hayatının kalitesi için, şiir
değilse eğer, vasiyetiniz kadar özel sırlarınızı
giriş, gelişme, sonuç, ve daha da acıklısı
anafikri olan bir düzyazıya dönüştürme
mecburiyetini dikte ederken, ne yazarsınız?
Ortalamalara, ortalamaları anlatma başarınız,
uçları, bir çan eğrisiyle özetleme bilgeliğiyle
birleşirse eğer, geneli özelle
özetleyebilirseniz beğenilirsiniz. Ama, dikkat,
bu kadar uzun cümleler, okuyucuyu sıkabilir.
Genel hikayeler, o meşhur "evrensel" temalar,
hep genellemeleri gerektirir. Ama artık
genellemeler, başlı başına popüler bir yazı
konusu olacak galiba. Genleri ellemeye başladı
insan oğlu, ve kendini artık hep ulaşmaya
çalıştığı yaratıcıya daha yakın görüyor.
Genlerin tanımlanması, sağlık için ne büyük bir
devrimse, hukuk için daha da büyük bir devrim.
Bilimin bugün ulaştığı noktayı, güncel olma
riskine girmek istemediğim için atlıyorum. Bir
yazı konusu olarak gen-elleme hukuku, ve daha
sonrası adeta tahrik edici. Ama ben gen
müdahalelerini, cinsiyetler perspektifinde
incelemek istiyorum.
Seçim şansı olsa anne-babalar, doğacak çocukları
için hangi cinsiyeti seçerlerdi? Bu seçimin
erkekadamlar ve hanımkadınlar arasındaki ilişki
üzerindeki etkisi ne olurdu? Tek cinsiyet
toplumu ütopyaları, Amazonlar, eşcinsellik
ideolojisi, ilerleme, rekabetçilik psikolojisi,
toplumsal mobilite, hatta evrim ne kadar izlerdi
bugünkü kulvarlarını?
Kadın erkek zıtlığı androjenide, bir karma
cinsiyette eriyebilir mi? Anneler kendi
"tip"lerine uygun seçmiş oldukları , "ideal"
oğulları, Oedipus kompleksinden bağımsız
erkekadamlar olarak yetiştirebilecekler mi?
Babalar, bütün yeni jenerasyonlar en ince belli,
en uzun bacaklı olarak seçilmiş genç kızlardan
oluşurken, "American Beauty" sendromunu çok mu
yaygın yaşayacaklar? Aile, ne olacak? Pekiyi
aileden sonra, kim veya kimler seçecek doğacak
çocukların genlerini?
Kendinize sordunuz mu, eğer imkanınız olsaydı,
bütün yetenek parametrelerini yükler miydiniz
bir bebeğe? Küçücük bir bebeğin hatasız bir
robota dönüştüğünde ne kadar sevimli
olabileceğini umabilirsiniz? Deha ölçütünde
seçileceği muhakkak IQ seviyelerindeki bebekler
için nasıl bir eğitim modeli kurulacak? Ya da,
sanat, bilim ve spor gibi, mesaiyi ödüllendiren,
ama çalışkanı yetenekliye ezdiren meslekler
hangi ufka uzanacak? Yine cinsiyetler
çerçevesine girersek, erkek ve kadın meslekleri
ayırımı kalacak mı örneğin?
Genleri doğum sonrası ellemek imkanı doğarsa,
bütün erkeklerin, malum uzantılarının boyunu
belirleyen gene müdahale ettirmek için, cinayet
dahil, neleri göze alabileceğini merak etmiyor
musunuz? Ya da hanımların yapacağı sonu belirsiz
"düzeltilecek genler" listelerini?
Mükemmel erkek ve mükemmel kadınlardan oluşan
bir toplum, mükemmel bir toplum düzeni kurarsa,
Kamil ve Kamile’nin aşkı nasıl olur?
Kusursuzlar, kusursuz bir aşk mı yaşarlar, ve
kusursuz olursa bu aşk olur mu? Bilim-kurgu
filmlerindeki, ya da uzaylı fıkralarındaki
türden yakınlaşmalar dünyevi aşkın yerini
alabilir mi? Yoksa, aşkın yerini, yazarın da
malulü olduğu, karşı cinsin kusurlu-kusursuz
bütün bireylerine duyulan marazi hayranlık mı
alır?
Genlerimiz tanrının teknolojiye sağladığı en
büyük üstünlüklerden biriydi. Yaratılışın
"nasıl"ı bilim için en büyük soruydu. "Genleri
ellememize de o izin verdi" düşüncesi de elbette
saygı değer. Ama şimdi en büyük soru şu:
yaratıcıyı taklit ederek, değiştirdiğimizi
düşündüğümüz kaderler, vektörel bir birleşmede,
insanlığın, ve dolayısıyla evrenin doğrultusunu
ne kadar etkileyebilecek? Bunu bilmiyoruz.
İçimizden bir çoğu bunu bilmek de istemiyor.
Bilmek isteyenler, eğer birileri ortaya çıkıp da
bir an önce onlara anlatmazsa, muhakkak
deneyerek öğrenecekler. Ama risk büyük:
gen-ellemeler "özel"liklerini kaybettirecek
insanlara.
Kaynak : www.erkekadam.com
|
|