Alyans - Kuyumcu - Pırlanta - Altın - Dizi izle - Burçlar - Lowara servis - Ehliyet sürücü kursu - Mobilya - Güzel Sözler - Burçlar

 
Güzel Sözler

 

Giriş Sayfan
Sık Kullan!
Ana Sayfa
Reklam
Aktif kişi : 
Erkeklere Özel

  AnaSayfa
  Farklılıklarımız
  Kadınların Gerçek Yüzü
  Erkekçe Sözlük
  Erkeklerin Beyinleri
  Aceleci Erkekler
  Kadın Nasıl Tavlanır?
  Taciz Olayları
  İyiki Erkeğim
  Delikanlılık Kuralları
  Erkek Olmanın Keyfi
  Bekar Erkeğin Avantajı
  Bir Erkek İçin Başarı
  Yaşlı Horozdan 19 Öğüt
  Neden Konuşmazlar?
  Erkek Severse
  Kellik Sorunu
  Kız Bırakma
  Bir Erkek Neyi Bekler
  Biraz Şaka Biraz Ciddi
  Nelerden Hoşlanmazlar
  İdeal ve Çağdaş Erkekler
  Erkeklerin Zor Anları
  Erkekleri Çıldırtmak
  Şaşırtıcı Davranışları
  Göbekli Risk Altında
  Bakımlı Erkek Mutludur
  Aldatan Adam
  Aile Var
  Aldatme ve Adrenalin
  Aşk En Güzel Yalan
  Başlamadan Bitenler
  Doğal Davranmak
  Eşitlikmi Eşitsizlikmi?
  Ezbere Onbir
  Genç Kız Kalbi
  Genelleme
  Görücü Usulü
  Deneyim Kadına Sökmez
  İhanet ve Gönlü Genişlik
  İhanetin Cezası
  İlişkiler
  İnternette Bir Kadın
  İnternetten Kızmı Alınır?
  Kadınlar Kimleri Sever
  Kim Daha Uysal
  Koşulsuz Sevgi Soruları
  Kriz ve Değişenler
  Kriz ve Libido
  Laf Atma Üzerine
  Mutlu Evli Çift vardır
  Mutluluğu Aramak
  Namus Belası
  Nedir Bu İlgi
  Niye Ben Ödüyorum
  Ofiz Kızları
  Sıradanmısınız?
  Vasiyet
  Yaz Geçer
  Yüz Yüze

Erkek > Doğal Davranmak

Doğal Davranmak / Derin Gezer

Bir buçuk sene önce nişanlımdan ayrıldım. Nişanlanmadan önce yalnız yaşamaktaydım ve evim, çok sevdiğim erkek veya kız arkadaşlarımla dolar taşardı. Nişanlımla da böyle bir toplantıda tanışmıştım zaten. O gece böyle kalabalık partilerden ve insanlarla birlikte olmaktan çok hoşlandığını söylemişti. Çok sevinmiştim. Ancak, biz birlikte olmaya başladıktan sonra, bizim eve gelip gitmeler seyrekleşti ve işte "-Çok yorgunum!"; ya da, "-Şimdi çağırma onları!" gibi seslerin telefon konuşmalarının arka planlarından duyulmaya başlaması ile, bu partilerin kısa bir süre sonra bıçak gibi kesilmesi bir oldu.

Bizim eve kendiliğinden gelen insanları, bu sefer ben arayıp davet eder olmuştum. Eski dostlarımla görüşmek için, balık alıyor, ızgara partileri düzenliyor, olmadı yüksek volümlü eski stil -elektro gitar, anfi ve vurmalı çalgıların da yer aldığı- partiler düzenliyor, fakat bir türlü sonuç alamıyordum. Bu tür geceler, nişanlımın "-Kusura bakmayın çok yorgunum ben yatıyorum" ya da benim "-Hayatım misafirlerle hiç ilgilenmiyorsun!", şeklinde ki sessiz, ama o nispette tehlikeli mesajların, yarattığı sevimsiz bir hava ile bitiyordu. İşin büyüsü kaçmıştı, kimse gelmiyordu artık. Biraz cesaret gösteripte gelenler, nişanlımın doğallıktan uzak, patroniçe edalarına dayanamayıp bir daha gelmemek üzere çıkıp gidiyorlardı. Erkek arkadaşlarımı çok özlemeye başlamıştım. Nişanlım bunu farkettikçe, daha da hırçınlaşıyor ve sanırım diğer arkadaşlarımı kıskanıyor ve sadece kendisine ait olmamı istiyor, beni kaybetmekten korkuyordu.

Ben se, diğer arkadaşlarımla her konudan konuşabiliyor, gerektiğinde ulu orta küfür edebiliyor, hatta çekinmeden tartışmalı kavgalara giriyor, kavga edip hemen aynı gün bir iki saat sonra barışabiliyordum. Ama nişanlımla durum farklı idi. Her tartışma ya da kötü hadiseden sonra içimde o tanıdık derin burkulma. Pişman olup özür mü dilesem, haklı olduğum için dirensem mi, arasındaki o pis çelişki. Terkedilme ya da cezalandırılma korkusu. Basit bir tartışma, feci bir hale dönüşebiliyordu bu şekilde. Aradan iki sene geçti ve ayrıldık.

Ben nişanlımdan ayrılır ayrılmaz, eski arkadaşlarım da sanki bunu bekliyormuş gibi, hepsi bizim eve doluştular. Eski günler başladı. Bir arkadaşım Doçent ve yarışmacı mimar, diğer bir arkadaşım ise aynı fakültede Doktor. Bizim evde çok sıkı bir seviye tutturduk. Her hafta en az üç gün bizim evde toplanıyor, mantı pişiriyoruz. Muhabbet acayip güzel. Doçent olan arkadaşım'ın "GAAAK" diye bir geğirmesi varki, bayılırsınız. Diğeri ise başından geçen tüm zamparalık hikayelerini, bire bin katarak öyle rahat ve kendinden geçerek anlatıyor ki bütün gece onu dinleyebilirsiniz. Tiyatroya gitmeye gerek yok. Balık kızarttığımızda ise, soğanın üzerine bir yumruk, haşır huşur, soğanla ne güzel gidiyor kızarmış balıklar. Elle yiyoruz balıkları ve kılçıklarını da masanın üzerinde bırakıyoruz bir süre. Kİmden, ne kadar ve ne için hoşlandığımızı, rahatça paylaşabiliyoruz.

Şimdi, bazı hanım okurlarımızın "-Aaaa, pis herifler!" dediğini duyar gibi oluyorum. Ancak şunu belirtmeliyi ki, bu arkadaşlar toplumda çok önemli yerlere gelmiş, çok saygıdeğer insanlar. Siz Doçent olan arkadaşımı bir sempozyumda, ya da bir resim sergisinin açılışında görün. Ya da doktor olan arkadaşımızı, büyük bir holding de bir iş toplantısında görün. Kendinizi alamazsınız.

Şimdi bu farklılık nereden kaynaklanıyor diye düşündüğümde aklıma şunlar geliyor. Biliyorsunuz, insan doğal haliyle çıplaktır. Ancak doğa karşısında zayıftır ve zor şartlara karşı korunmak için giyinir. Yazın ince bir tişort yeterli iken, hava soğudukça, kendisini koruyacak daha kalın giysiler seçer. Davranışlarımız da giysilere benziyor bence. Kimi davranışları, giysilerimiz gibi, içinde bulunduğumuz sosyal ortamların sıcaklık derecelerine göre seçiyoruz.. Kendimize yakın bulduğumuz ortamlara, daha sıcak ortamlara, doğal halimize daha yakın, daha ince bir giysi ile çıkabiliyoruz. Sosyal olaylarda ise, dış etkenler bizim için ne kadar tehlike arzediyorsa, davranışlarımız da doğal halinden o kadar uzaklaşıyor ve böyle ortamlarda daha "kalın" ve doğallıktan uzak davranışlar seçiyoruz. Bir iş toplantısı, ya da mesleki açıdan hayati bir önem arzeden bir sempozyum bizim için sosyal tehlikeler arzedebilir. Bu tür ortamlarda niçin bu kadar formal ve doğallıktan uzak olduğumuzu da bu şekilde açıklayabiliriz.

Buna göre, bir insanın en doğal olduğu -ya da olması gerektiği- kişi hemen tahmin edileceği üzere, herhalde aslında eşi olmalıdır. İnsan sadece eşinin yanıda tamamen soyunur, çıplak kalır ve doğallığın en üst düzeyini yaşar. Yani, en güven duyulması gerken kişi, aslında kişinin eşidir. Ancak eşlerine bu derce güven duyamayanlar, birbirlerine bu doğal davranışları sergileyemezler, ve eşleriyle bir arkadaş toplantısını bile paylaşamazlar.

Tatlı ve örnek ilişki olarak hep dedemle anneannemin ilişkisi gözümün önüne gelir. Hatırlıyorum dedem, dükkanında erkek arkadaşları ile nasıl konuşuyorsa, eşinin yanında aile toplantılarında da öyle konuşurdu. Davranışları gerek dükkanda, gerek evde bir farklılık göstermezdi. Annanemin de, kadın arkadaşlarının yanında, dedemin yanında davrandığından farklı bir şekilde davrandığını görmedim. Her ikisi de insanlarla birlikte olduklarında, bu doğallıkları yüzünden sevilirler, etrafa sevgi ve güven yayarlardı. Hatırlıyorum, tüm sülale, yalovaya plaja gidildiğinde, açık saçık espriler, takılmalar, herkes pür neşe, sevgi yumağı halinde dönülürdü.

Ne zaman ki, insanlar, ilişkileri bir iş ve gelecek garantisi olarak görmeye başlıyorlar, işte o ilişkiler de doğallıklarını yitiriyor. Kaybedilmesinden korkulan sosyal statü, ya da kazanılan maddi değerleri yitirme korkusunun yarattığı tehlike hissi, insanların özellikle eşlerin bile, birbirlerine yabancılaşmasını sağlıyor. Doğal davranışları engelliyor, ve kişiler birbirlerine karşı kalın giysiler giyiyorlar. Örneğin hanımının parası ve sosyal statüsü için evlenmiş olan bir arkadaşımın, eşine, kendi doğal halinden ne kadar uzak ve temkinli davrandığını hep izlemişimdir. Yazıktır ki insanlar doğallıktan uzak bu davranışlar manzumesini "saygı" kavramı altında klişeleştirip, savunarak, aslında duydukları derin acıyı hafifletmeye çalışıyorlar.

Bizim evde ise, nişanlım gittiğinden beri doğallığın, dostluğun, sevginin, birlikteliğin hası yaşanıyor. Erkek erkeğe çok mutluyuz demek değil amacımız. Karşı cinsin karşısında doğal ve olduğumuz gibi görünebilme isteği bizimkisi. Bu doğallık hissine yakın hanımları aramıza alma çabalarımız sürmekte. Aramıza katılanlardan bazıları, başlangıçta bu samimiyet ve doğallıktan ürküyorlar, ancak zamanla bu doğallık onlara da yansıyor ve bu farklılığımız onları baştan çıkarıyor, bize bağlıyor, bizi daha çok seviyorlar ve mutlu oluyorlar. Ancak onlara daha hala elle balık yedirtemedik, itiraf etmeliyim.

Sonuç olarak, eşler ve karşı cinslerin birbirlerine gösterdikleri doğallıktan uzak davranışlar, ya bir güven, ya da doğal olmayan bir beklenti sorunu olarak karşımıza çıkmakta. Samimiyet ve çıplaklık düzeyinde bir paylaşımı olanaksız kılan bu durum, erkekleri mahalle kahvesine, ya da o malum iş toplantılarına, kadınları ise konken, ya da altın günlerine sürüklemekte...

Kaynak : www.erkekadam.com
Sağlık

Sağlıklı Yaşam
Anti Aging
Alerjiler
Diyabet
Egzema
Epilepsi
Grip
Su Çiçeği
Lazer Epilasyon
Klamidya
Mycoplasma
Enfeksiyonlar
Yoga
Hipertansiyon

Bayanlara Özel

Güzellik Sırları
Kadınları Mutlu Etmek
Kırışıklarınızdan Kurtulun
Boyun ve Dekolte
Aşk Kadına Neler Yaptırır
Az Masrafla Güzellik
Baharda Tazelenin
Çabuk Makyaj
Çalışan Kadının Güzelliği
Çatlakların Tedavisi
Cildinizi Koruyun
Cildiniz Ne Kadar Mutlu
Cildinize Bakıyormusunuz?
Cildinize Doğru Bakım
Dolgun Dudakların Sırrı
Evde Güzellik
Botox Gerçeği

Erkeklere Özel

Erkek Olmanın Keyfi
İdeal ve Çağdaş Erkekler
Mutluluğu Aramak
Başlamadan Bitenler
Doğal Davranmak
Bakımlı Erkek Mutludur
Aldatan Adam
Erkek Severse
Kellik Sorunu
Delikanlılık Kuralları
Erkek Olmanın Keyfi
Bekar Erkeğin Avantajı
Bir Erkek İçin Başarı
Erkeklerin Beyinleri
İyiki Erkeğim

Foto Galeri
Komik Resimler
Araba Resimleri
Bebek Resimleri
Manzara Resimleri
Hayvan Resimleri
Eski İstanbul Resimleri
Faydalı Sayfalar
Tc Kimlik No
Ssk
Bağkur
Ösym Sonuçları
Ehliyet Sınav Sonuçları
Ehliyet Sınav Yerleri
MEB Sonuçları
Açık Lise Sonuçları
Araç Sorgulama
Ramazan Bayramı
Kandil Mesajları
Milli Piyango Sonuçları
Sayısal Loto Sonuçları
Telefon Rehberi
İmei Sorgulama
Telefon (Alan) Kodları

Güzel sözler - Anlamlı Sözler - Özlü Sözler - Etkileyici Sözler - Duvar Yazıları - Komik Sözler - Msn Sözleri - Kısa Aşk Sözleri - Sevgi Sözleri - En Güzel Söz  - Ayrılık sözleri

Copyrigt © 2006-2008 DuyGusuz.Net

Hakkımızda | Kullanım Şartları | Reklam | İletişim | Uyarı!

domain