Alyans - Kuyumcu - Pırlanta - Altın - Dizi izle - Burçlar - Oto deri döşeme - Ehliyet sürücü kursu - Mobilya - Güzel Sözler - Burçlar

 
Güzel Sözler

 

Giriş Sayfan
Sık Kullan!
Ana Sayfa
Reklam
Aktif kişi : 
Erkeklere Özel

  AnaSayfa
  Farklılıklarımız
  Kadınların Gerçek Yüzü
  Erkekçe Sözlük
  Erkeklerin Beyinleri
  Aceleci Erkekler
  Kadın Nasıl Tavlanır?
  Taciz Olayları
  İyiki Erkeğim
  Delikanlılık Kuralları
  Erkek Olmanın Keyfi
  Bekar Erkeğin Avantajı
  Bir Erkek İçin Başarı
  Yaşlı Horozdan 19 Öğüt
  Neden Konuşmazlar?
  Erkek Severse
  Kellik Sorunu
  Kız Bırakma
  Bir Erkek Neyi Bekler
  Biraz Şaka Biraz Ciddi
  Nelerden Hoşlanmazlar
  İdeal ve Çağdaş Erkekler
  Erkeklerin Zor Anları
  Erkekleri Çıldırtmak
  Şaşırtıcı Davranışları
  Göbekli Risk Altında
  Bakımlı Erkek Mutludur
  Aldatan Adam
  Aile Var
  Aldatme ve Adrenalin
  Aşk En Güzel Yalan
  Başlamadan Bitenler
  Doğal Davranmak
  Eşitlikmi Eşitsizlikmi?
  Ezbere Onbir
  Genç Kız Kalbi
  Genelleme
  Görücü Usulü
  Deneyim Kadına Sökmez
  İhanet ve Gönlü Genişlik
  İhanetin Cezası
  İlişkiler
  İnternette Bir Kadın
  İnternetten Kızmı Alınır?
  Kadınlar Kimleri Sever
  Kim Daha Uysal
  Koşulsuz Sevgi Soruları
  Kriz ve Değişenler
  Kriz ve Libido
  Laf Atma Üzerine
  Mutlu Evli Çift vardır
  Mutluluğu Aramak
  Namus Belası
  Nedir Bu İlgi
  Niye Ben Ödüyorum
  Ofiz Kızları
  Sıradanmısınız?
  Vasiyet
  Yaz Geçer
  Yüz Yüze

Erkek > Başlamadan Bitenler

Başlamadan Bitenler / Cüneyt Alpay

Bizim ülkede, ne zaman bir erkek ile bir hanım, biraz ileri düzeyde arkadaşlık etmeye başlasa, ikinci dereceden ne kadar akraba, eş, dost ve arkadaş varsa, hemen hepsi büyük bir yaygara koparır, olayla ilgili, ilgisiz, herkes işin içine karışır ve sanki kıyamet kopmuşçasına bir telaş ve panik içerisinde, konu ile aslen hiç ilgisi olmayan insanlar fikir beyan edip, tarafları yalan, yanlış, kâh kötüler, kâh över, bu durum daha yeni birbirini tanımaya ve sevmeye çalışan bu insanların başına bir kabus gibi çöker ve insan yeni bir ilişkiye mi başladığını, yoksa mahkemeye mi çıktığını anlayamaz.

Vatandaşlarımızın çevre, kültür ve eğitim farklarının bu durumu hiç etkilemediğini, istinasız yukarıdaki kuralın işlediğini görürüz hep.

İlk olarak hanım arkadaşımızın en yakın, yarenlik kız arkadaşı arızalanıp, yakın bir dostunun ilgisini kaybetmenin verdiği hüzün ve telaş içerisinde, hele oğlan iyi bir insansa, hafif de bir kıskançlıkla, ona gelip geçici bir insanmış muamelesi yapar, hanımın asıl kalıcı dostunun kendisi olduğunu, oğlanın ise gelip geçici olduğunu ima eder. Yalnız başına caddede bile yürüyemeyecek denli birbirine bağımlı olan genç kızlar için bu panik kaçınılmazdır aslında.

Aynı yakın kız arkadaş, bir de, yeni kız için yakın çevresinden söz geçirebileceği başka bir erkeği düşünmüş ve bir takım çöpçatanlık çalışmalarına da başlamışsa, bu yeni ilişkiye müdahalesi daha da acımasız olur ve bu ilişkiyi baltalamak için tüm gayreti gösterir.

Erkek cephesinde de, bu "en yakın arkadaş" konusu pek farklı değildir aslında. Ancak "en yakın erkek arkadaş", açıkça bu kıskançlığı belirtmez ve başlarda ilişkiyi destekler görünür. Ancak bu sinsi bir davranıştır. Bu arkadaş ileride ortaya çıkacak problemlerde, "-Bırak abi o kızı!" şeklinde özetlenebilecek, dosthane(!) bir harekât için hazır beklemektedir. Bu "en yakın erkek arkadaş" ta aynı dinamikle, biraz kıskançlık, biraz da dostunu kaybetme korkusu ile, ya da eskisi gibi birlikte vakit geçiremedikleri gibi basit bir nedenle bu şekilde davranmaktadır.

Konu derhal, ilgili ilgisiz tüm gerekli kişilere iletilir. Bunlara, tabii ki, her iki tarafın, daha önceki sevgilileri de dahildir. Kızın daha önceki sevgilisi,(eğer varsa) eski kız arkadaşını tamamen kaybettiğini, ancak o kız başka biri ile birlikte olduğunda anlar. O ana kadar, suçlu olan kendisi dahi olsa, "bir ara tekrar birlikte oluruz nasılsa" diyen, ya da "beni bırakamaz" megalomanyasının esiri olan eski erkek, kafasına yeni dank eden bu acı gerçeğin etkisiyle, bir canavara dönüşerek, kızı tekrar elde etmek için, en ağır ve en taş kalpli hanımların bile dayanamayacağı bir vicdan sömürüsüne başlar.

Yukarıda sıralanan tüm bu olaylar, yeni bir ilşkinin arifesindeki hanım arkadaşımızın kafasını biraz karıştırır. Bu kafa karışıklığını hisseden yeni erkek, birazda duyarlı bir kişi ise, başarısızlığa uğrama ve hoşlandığı, yeni kız arkadaşını muhtemelen kaybetme korkusu ile, iyice keyifsizlenir ve hırçınlaşır. Erkeğin, yeni kız arkadaşının insiyatifsizliği karşısında, belki de haklı olarak göstrediği tepkisel davranışlar, kafası karışan hanım arkadaşımızın, kafasını daha da karıştırmaktan öteye gitmez.

Bunlara sağdan soldan, bir de olayı bir hafiye titizliğiyle inceleyip, psikoloji kitaplarında dahi zor rastlanan yorumlarla, pireyi büyük bir zevkle deve yapan aynı "yakın çevre", olayın tuzu biberi olur.

Son olarak,can havliyle ailelerden gizlenmeye çalışılan ilişki, hele kız tarafının ailesi tarafından da öğrenilince cendere tamamlanır, "genel ahlak ve toplum kuralları" çerçevesinde, ilişkinin icabına bakılır ve bir kır çiçeğine, ya da yeni baş gösteren bir tomurcuğa benzeyen yeni ilişki, arkaik ve dehşet verici, vahşi sayılabilecek negatif düşünceler ve hislerle, elbirliği ile bir kabusa dönüştürülür.

İşte size acıklı bir "mutsuz son" sahnesi…

Yukarıdaki sosyolojik olgular, sanat alanında, önemli bir "Türk Filmi" ve "Senaryo" külliyatının birikimine neden olmuştur biliyorsunuz.

Şimdi sahneyi biraz değiştirelim…

Viyana'da, "Kunsthistorisches Museum", yani ünlü Sanat Tarihi Müzesi'nde, Flemenk Ressam Bruegel'in tablolarının önündeyiz. Burada gözümüze ilk çarpan, köylü insanların, ortaçağda hasat zamanını kutlamak için kadınlı erkekli aynı masada yiyip, içip, şarkı söyleyerek eğlendiklerini görürüz.



"Köylü Dansı", Pieter Bruegel, y.1568; Sanat Tarihi Müzesi, Viyana

Elimizdeki kitapta, "Hümanizm, insana ve insan değerlerine en büyük ağırlığı veren düşünsel yaklaşım, Rönesans'ın temel kültürel akımıdır." yazmaktadır. Aklımıza, İtalya'da gördüğümüz, çıplak insan bedenlerinin süslediği duvarlar gelir. Hümanizm'i daha iyi kavrarız. "insan'a ait olanı sevme", "insan'a ait olandan utanmama" nın adıdır hümanizm.

Bu güzel Pazar günü gezisinden sonra, Pazartesi olur ve herşeyin insanlar için yapıldığı sokaklardan, insanlar için inşa edilmiş olan lokal taşıt araçlarını ve metroları kullanarak, insanlar düşünülerek yapılmış kanunların gölgesinde, huzurlu, kendisine değer ve kıymet verildiğinin bilincinde, ofisin yolunu tutar insan. Kişiye sadece huzur içinde çalışmak ve üretmek kalmıştır.

Ofiste, hoş bir kız size gülümser, siz de ona gülümserken, diğer insanlar bunu hemen farkederler. Onlar da gülümsemektedir. Akşamüstü saat tam 18:00'de paydos olur. Siz, size gülümseyen kızla, birlikte ofisin arkasındaki kahve salonuna geçersiniz, diğer insanlarda gelip size katılırlar, siz sohbet ederken, size getirdikleri çay, ya da kahveyi yudumlarken, yeni başlayan arkadaşlığınızın çevrenizde yarattığı ortak sevinci izlersiniz hayretle, buna hiçte alışmamış bir insan olarak.

Edindiğiniz farklı ve sevimli statü, tüm çevrede içten bir sevinç yaratmıştır gizlice. Gülümseyen kızla, yeni başlayan arkadaşlığınız, bir kutlamaya dönüşür böylece, safça ortak bir sevinç yaratır tüm çevrede. İlerleyen günlerde sizi fazla rahatsız etmemek için, yalnız bırakmaya gayret edecek, sizi kırmamaya özen göstereceklerdir. Toplum olarak bu birlikteliğe değer ve kıymet verilecek, saygı gösterilecektir. Nasıl, yeni açan bir tomurcuğu, ağaçları, hayvanları, çevreyi, kendilerini ve tüm tabiatı koruyup, kolladıkları gibi, yeni başlayan "insan ilişkisi"ni de öylesine sevinçle karşılayacak, onu koruyup gözeteceklerdir. Hiç tanımadığınız bir histir bu. Aklınıza bir gün önce, Pazar günü gördüğünüz 450 yıl öncesine ait Bruegel tabloları gelir.

Adem ve Havva ile başlayan bu ilahi birliktelik, kutsaldır bu resimlerde.

Bizde ise utanılacak ve kötü bir şeydir. "Dünya nimetleri" ve "İnsan" kötüdür bizde. Bu şekilde, bütün bir hayat kalitesiz ve boşa geçer. Umutlar ise, doğal olarak, başka bir sefere....

Gelişmenin ve ilerlemenin, "insan" olarak kendimizle barışmamızın kolay bir şey olmadığını kavrarsınız bir kere daha...

Kaynak : www.erkekadam.com
Sağlık

Sağlıklı Yaşam
Anti Aging
Alerjiler
Diyabet
Egzema
Epilepsi
Grip
Su Çiçeği
Lazer Epilasyon
Klamidya
Mycoplasma
Enfeksiyonlar
Yoga
Hipertansiyon

Bayanlara Özel

Güzellik Sırları
Kadınları Mutlu Etmek
Kırışıklarınızdan Kurtulun
Boyun ve Dekolte
Aşk Kadına Neler Yaptırır
Az Masrafla Güzellik
Baharda Tazelenin
Çabuk Makyaj
Çalışan Kadının Güzelliği
Çatlakların Tedavisi
Cildinizi Koruyun
Cildiniz Ne Kadar Mutlu
Cildinize Bakıyormusunuz?
Cildinize Doğru Bakım
Dolgun Dudakların Sırrı
Evde Güzellik
Botox Gerçeği

Erkeklere Özel

Erkek Olmanın Keyfi
İdeal ve Çağdaş Erkekler
Mutluluğu Aramak
Başlamadan Bitenler
Doğal Davranmak
Bakımlı Erkek Mutludur
Aldatan Adam
Erkek Severse
Kellik Sorunu
Delikanlılık Kuralları
Erkek Olmanın Keyfi
Bekar Erkeğin Avantajı
Bir Erkek İçin Başarı
Erkeklerin Beyinleri
İyiki Erkeğim

Foto Galeri
Komik Resimler
Araba Resimleri
Bebek Resimleri
Manzara Resimleri
Hayvan Resimleri
Eski İstanbul Resimleri
Faydalı Sayfalar
Tc Kimlik No
Ssk
Bağkur
Ösym Sonuçları
Ehliyet Sınav Sonuçları
Ehliyet Sınav Yerleri
MEB Sonuçları
Açık Lise Sonuçları
Araç Sorgulama
Ramazan Bayramı
Kandil Mesajları
Milli Piyango Sonuçları
Sayısal Loto Sonuçları
Telefon Rehberi
İmei Sorgulama
Telefon (Alan) Kodları

Güzel sözler - Anlamlı Sözler - Özlü Sözler - Etkileyici Sözler - Duvar Yazıları - Komik Sözler - Msn Sözleri - Kısa Aşk Sözleri - Sevgi Sözleri - En Güzel Söz  - Ayrılık sözleri

Copyrigt © 2006-2008 DuyGusuz.Net

Hakkımızda | Kullanım Şartları | Reklam | İletişim | Uyarı!

domain